Genel

Ege Eruçar

“Sanırım hemen hemen ortaokuldaydım. “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Tıp okuyacağım.” diye cevap veriyordum. Büyüdüm, lisede Türk Tıp Öğrencileri Birliği’ni ve Sınır Tanımayan Doktorlar’ı keşfettim. Bunu yapabilir miyim acaba, gönüllü olabilir miyim diye düşündüm. Yine büyüdüm. Tıp okuyorum. Türk Tıp Öğrencileri Birliği çatısı altında Altınbaş Tıp Öğrencileri Birliği’nde gönüllülük yapıyorum, IFMSA Eğitmeni ve Nadir Hastalıklar Küçük Çalışma Grubu Koordinatörü’yüm. TurkMSIC sayesinde PKU Aile Derneği ile tanıştım, bir düşük proteinli gönüllüyüm. Sanırım yeterince büyümedim, annem hala “Büyüyünce ne olacaksın?” diye sormaya devam ediyor. Bu sefer “Büyüyünce gönüllü olacağım.” diyorum. 2016 yılında TurkMSIC çatısı altında Halk Sağlığı Çalışma Kolu tarafından açılan Nadir Hastalıklar Küçük Çalışma Grubu takım üyesiydim. Takım üyeleri olarak nadir hastalığa sahip hasta grupları ile iletişime geçmek istedik. Bir kırgınlık değil bu, belki de şahane bir tesadüf; attığımız maillere sadece PKU Aile Derneği’nden Deniz Yılmaz Atakay geri dönüş yaptı ve randevulaştık. Randevu gününe dek PKU ile ilgili web sitelerini ve makaleleri taradım, özenle sorularımı hazırladım. İçimde belli belirsiz bir stres ve heyecanla oturdum Deniz Hanım’ın karşısına. Şu cümleyi kurduğumu çok net hatırlıyorum: “Ben PKU’lu kişilerin yaşamlarıyla ilgili bunu buldum, ama siz ne düşünüyorsunuz?”. Karşımda beni süzen, zihninde not veren, belli deneyimlerinden güç alan bir kadın vardı. Sonrasında sürekli iletişimde kaldık. Bir gün sadece projenin bir basamağını sormak için aramıştı beni ve ben kişisel bir sorunla uğraşıyordum. Galiba mentorum olarak o zaman görev yapmaya başladı Deniz Hanım. PKU Aile Derneği her yıl Alternatif Yaşam Derneği paydaşlığı ile Düşler Akademisi Kaş’ta alternatif kamp programına katıldıklarını ve her yıl başka bir gönüllünün gençlere eşlik ettiğinden bahsetti. Bambaşka bir kapı açtı bana, 2017 yılında Düşler Akademisi Kaş’ta ilk düşük proteinli gönüllü deneyimimi yaşadım. PKU Aile Derneği’nde gönüllü olarak mutfak eğitimi veren Hasibe Anne’den ve Deniz Hanım’dan çok şey öğrendim. Bugün o kampın üzerinden tam 2 yıl geçmiş. PKU Aile Derneği’nde yerine göre sıfatlarımız var; yönetici asistanı, proje koordinatörü, gönüllü lideri, dernek sekreteri vb. fakat sıfat sevmiyoruz. İşin özünde gönüllüyüz. Aklımız yüzlerce feet havada, gönlümüz düşük proteinli yaşamlarda. Düşük proteinli gönüllülük deneyimlerimde 3 dönüm noktası yaşadım. Özel beslenen bireyler için sosyal yaşam alanı yaratmak hedefiyle, kendilerinin de zehir gibi akıllı, saygılı, sıcakkanlı PKU’lu bir genç oğulları olan Ahmet Güvenç ve Ayşe Güvenç’in girişimleri ile açılan İlkerim Kafe açılışıydı. Açılışta düşük proteinli yaş pastamızı kestik ve Deniz Hanım yurtdışında olduğu için ben bir açılış konuşması yaptım. Plaketi takdim ederken ellerimizin samimi birleşimi her şeyi anlatıyor zaten. Çocuklarımıza sponsorlarımızdan gelen ürünlerin dağıtımını yaptık. Ortalama on yaşlarında PKU’lu bir çocuğumuza düşük proteinli çikolata ikram etmiştik. Kulak misafiri oldum, “Çikolata güzel bir şeymiş, ilk kez yedim.” demişti. O an gözümün önünden annemin işten gelirken aldığı Çokonat geçti. Tuvalette makyajımı tazelemek durumunda kalmıştım… 1 Haziran Ulusal PKU Günü, 2018’de PKU Aile Derneği ve Çölyakla Yaşam Derneği ortaklığı ile özel beslenen gençlerin sosyal yaşam sorunlarını ele aldığımız oyunculuğundan, çekim mekanlarına, prodüksiyondan çevirilere gönüllü emeği ile hazırladığımız “Yemeğimiz Farklı, Hayatımız Değil!” kısa filminde bir dönüm noktası daha yaşadım. Kısa filmimizi izledik, konuşmalar yapıldı, sertifika törenindeyiz. Glütensiz ve düşük proteinli beslenen genç gönüllülerimiz de var aramızda. Mikrofon her el değiştirdiğinde gurur, mutluluk, huzurdan harmanlanmış bir duygu selindeydim. Düşler Akademisi’nde 2018 yılı. Düşük Proteinli Konsept Kampı’nda Lal Selin Atakay, Merve Eşgi ve ben koşturuyoruz. Öğle aralarında hop oturup hop kalkıyoruz. Herkesin kendi gıdasını tükettiğinden emin olma çabasındayız. Yemeğimi alıp katılımcının yanına oturdum ve arkadaşlarıyla sohbet ederken “Hayatımda ilk kez gerçekten doyduğumu hissediyorum.” dedi. Bu sürekli kampanyalarda gördüğümüz bir malnütrüsyon vakası değil, başka bir açlık savaşı. Sosyalleşme alanı dediğimiz, gönüllü arkadaşlarımla oturduğumuz kütüphane arkasında boğazımda bir yumru 1 saat oturmuştum. Önümde her yıl dünyanın dört bir tarafında düşük proteinli yaşamlar için farkındalık yaratmaya, sosyal yaşam alanı yaratmaya çalışan STK’ların bir araya geleceği E.S.PKU Conference 2019 var. Düşük Proteinli Gönüllü takımı olarak biz de orada olacağız. Zihinlerde birçok proje var. Yapılacak çok şey, yol alınması gereken çok yol var. Yapabilecek zaman mekan fırsatını ise yaratabilirim. Neden yaratmayayım? Gönüllülüğe dair pek çok kişiden bambaşka bir tanımım var, sabah uyandığınızda uğrunda emek vermeye hazır olduğunuz bir amacınız varsa siz de gönüllüsünüz demektir. Hiç tanımadığınız insanlarla veya bir kahve içerken arkadaşlarınızla “yaşam” paylaşıyorsanız benim kitabımda siz de savunucusunuz. Yaşamla kalmanız dileğiyle… Bir düşük proteinli gönüllü…”

(İstanbul/Türkiye)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir